Uyku, Üretmek
“Gördüğüm en güzel rüyaydı. Hatırlanmaya en değer olan.” Dedi cadı uyanınca. Bu eteklerinde çocuk sallandıran cadı değil. İyi kalpli bir cadı. Sık sık uyur, uykudan uyanınca rüyasını hatırlamak için, kafasına bölük pörçük gelen anları birleştirmeye çalışır. Ya çizer, ya yazar, ya rüyadaki parçalara benzettiği yiyecekleri birleştirir. Neden rüyaların üzerinde bu kadar durduğunu sordum ona bir gün. Cadılığıyla ilgili herhalde, diye düşünüyordum. Ama uyandıktan sonra hazırladığı hiç bir iksire rüyasıyla ilgili bir şey katmadığını gözlemledikten sonra, o her ne yapıyorsa belki cadı olmayanlar da yapabilir dedim. Ona sordum: “Sen rüyalarınla ne yapıyorsun öyle?”
Anlattı:
“Üretmeyi tetikleyen şey, ilk aşama, üretmeyi düşlemek. En son aşaması ise kendiliğinden gelen üretkenlik, su içmek kadar doğal olan üretme dürtüsü.
Üretmeyi tüketilenlerden alınan hazlar düşletiyor. Üretenlerin güzel hayat hikayeleri düşletiyor. Sokakta, duvarlarda, okulda, insanlarla konuşurken,evde tek başına, her yere gizlenen ya da açıkça görünen şey yapmak istediğin şey. Ne güzel olur diyorsun, ben de yapsam diyorsun, yapıyorsun.
Ama düşlemek, kafan meşgulken, çalışırken olan birşey değil. Gün içinde uykuya yatmak güzel bir düş için zemin hazırlayabilir. Yarım saatlik gündüz düşünden uyanınca, ağır, uçuk bir zihinle düşlenenler içini açabilir.
O içler dışarı çıkınca üretim yapılabilir bana göre.”
Cadı, 6 ay önce bana misafir olarak gelmiş, yalnızlığımın ortasına düşen bir umut olmuştu. Saçlarını tararken ellerinin hareketi, anlatırken göz bebekleri, yürüyüşü bir akıştı. Yumuşak, tane tane, ilk defa yapar gibi, tadını çıkararak tarar, anlatır, yürürdü. Eteklerine kasabadaki pek çok kişinin hayallerini saklayan, bundan haz duyan cadının hareketlerine hiç benzemiyordu bunlar.
Bana anlattıklarından sonra gündüz uykularımı ihmal etmedim. Tabi uykudan kalkınca gördüklerimi bir şekilde anlatmayı da. Hergün içlerim dışıma çıkıyordu. Düşümde daha fazla şey görebilmek için daha fazla dışarı çıkıyordum, içimdeki öğrenme aşkı delicesine büyüyordu.
Bir gün cadı gitti. Not bırakmıştı: “Şimdilik İçinde büyüyen merakı ve daha fazlasını gerçekleştirmeye yönelik isteği dizginlemelisin. Hazır olduğunda seni bulcağım. Ve evet. Sana söylemediğim başka şeyler de var.”